özledim seni
Şubat 13, 2009
İkitelli’de bir yürek fünye ile patlatılmış.
Cağaloğlun’da bir kalp atışı kendini ele vermiş,
Şirinevlerde parfüm kokulu cinayetler ve yüksek dozda ihanet,
Sultançiftliği-Otogar yolunda iki ele kurşun sıkılmış…
Üsküdar yasak aşklara yataklık etmiş,
Eminönü’de tüm duygular göz altında..
Eminönü üsküdar vağurunda ’da bir çocuk martıların çığlıklarına asmış kendini…
Bir gencin ciğeri yanmış,
bir kaşık suda boğulmuş hayaller..
Ve topyekün reddedilmiş yarınlar.
awm…….
Değişim….
Şubat 13, 2009

değişim bir süreçti..
elbette beni de bu değişime dahil edecekti…
daha terlememiş bıyıklarımla kendimi ateşin içinde anlattığım an sultanahmette
bu sürece dahil olmuştum..
söylenen bir mucize hızlandırmamışmıydı bu süreci..
ya sonra ,her an bu süreci kanıyla sulayarak durdurmak isteyen ben …..
ne oldu da bukadar kolay değiştim…
hemde öyle değişmiştim ki ,bu değişim beni gece 11 00 ler de yüksek tepelere tırmandıracaktı
korkusuzca,cesurca ……
belkide hayatıma bir vole vuran bu değişim beni cesur kılmıştı..
hatta okadar cesur kılmıştıki 120 km lik hızla bariyerlere girmem bile kırmamıştı cesaretimi.
oysa arabamın şaseleri bile kırılmıştı…
esmer esmer düşünürken hayatı
noktalamıştım ‘ o ‘an için kendimi
ama bu değişim devam edecekti,etmeliydide zaten..
mucizeyi söyleyen ağızdan çıkan sözler değiştirecekti..
fakat bu sefer ben, ben olmaktan çıkmıştım.
ne kanımı akatacak ben vardı ortada nede bariyerlere çarpacak ben..
belkide bu seferki değişim boşlukta beklemekti …
fakat değişim hızlı bir süreçti akıntıya kapılacaktım birdaha ..
değişime dahil eden busefer kardeşlikti,arkadaşlıktı,samimiyetti,inançtı
ve busefer okadar inamıştımki artık tek başıma değişmeyecektim
kendimle beraber toplumuda değiştirecektim…
yine karlı havalarda ellerimi yıkayacaktım
yollarda okunulanı okuyacaktım
tetikte bekliyecektim
dertlenecektim
firar eden uykularımın ardından kendimle konuşacaktım
esmer düşlerimden zor da olsa vaz geçecektim
hayır diyecektim
heycanlancaktım…
öfkelenecektim
kesin olacaktım…
şahit olmaya hazır olacaktım……
ama her şeyden önce kardeş olacaktım
samimi olacaktım,hissedecektim,düşünecektim kardeşimi
anca böyle anlatabilirdim
ve dinleyebilirlerdi..
fakat buda kolay olmayacaktı zaman bir süreçti
ve bu süreci hızlandıran esmer gözlü düşlerim vardı..
içimizi eriten, kara kutulara sahne olan ‘ jesicca alba’ lar vardı
eti yenmez insanlığın,toz pembe ile terbiye edilmiş karakterliğin,şahsiyetsizliğin,alçaklığın,gölgesi arkadan vuranların zorluğu wardı
en yakınıma yaklaşmak için bana dostum diyen, kara gözlü sahte dostlar vardı…
paramla birlikte kaybolan akraba ilişkilerim vardı..
sahte kan bağları, yüzüme gülen, arkamdan kahpelik eden sahte maske ler vardı..
elleri ceplerine ulaşmayan, sohpetlerde gezinen
kendine teslim olmuş diyen yeri geldiğinde bangır bangır konuşan
3-5 lira için ellerimi uzattığımda bana cüzamlı muamelesi yapan
kendilerine teslim olmuş diyen
mangal ateşleri bitmeyen patlamış mısırlar vardı..
vefayı boza içerken hatırlayan
sadakat ile kerizlik arasındaki ince çizgiyi koparan insanlar vardı….
bunları görüp te nasıl nefes alabilirdim ki
nasıl değişmezdim,nasıl dertlenmezdim
nasıl uyuyabilirdim,evlenebilirdim ,doğacak oğluma sarılabilirdim
çok ama çok zor biliyorum evrim değil de devrim yapmak
düşünmekten beynim viraneydi,ama değiştirmeliydim
evvela ,elveda demeliydim pembelere,esmerlere,telafisi olmayan siyahımda
hayatı yaşanabilir kılmak için savaşmalıydım..
bir yerlerden başlamalıydım..
dediği gibi ben bu yola tek başlarım sonra bu 10 kişi olur,elbet içimizdeki samimiyeti
gören olur ve bereket verir bu topluluğa 100 kişi oluruz…..
zordu,hemde çok zordu biliyorum
ama inanıyorum!!
zor ama imkansız olmayan bu bugünümü daim kılmak için …………
sabredenleri müjdele….
muhammed goker(aWm)
hattab
Değişim……
Aralık 16, 2008
değişim bir süreçti..
elbette beni de bu değişime dahil edecekti…
daha terlememiş bıyıklarımla kendimi ateşin içinde anlattığım an sultanahmette
bu sürece dahil olmuştum..
söylenen bir mucize hızlandırmamışmıydı bu süreci..
ya sonra ,her an bu süreci kanıyla sulayarak durdurmak isteyen ben …..
ne oldu da bukadar kolay değiştim…
hemde öyle değişmiştim ki ,bu değişim beni gece 11 00 ler de yüksek tepelere tırmandıracaktı
korkusuzca,cesurca ……
belkide hayatıma bir vole vuran bu değişim beni cesur kılmıştı..
hatta okadar cesur kılmıştıki 120 km lik hızla bariyerlere girmem bile kırmamıştı cesaretimi.
oysa arabamın şaseleri bile kırılmıştı…
esmer esmer düşünürken hayatı
noktalamıştım ‘ o ‘an için kendimi
ama bu değişim devam edecekti,etmeliydide zaten..
mucizeyi söyleyen ağızdan çıkan sözler değiştirecekti..
fakat bu sefer ben, ben olmaktan çıkmıştım.
ne kanımı akatacak ben vardı ortada nede bariyerlere çarpacak ben..
belkide bu seferki değişim boşlukta beklemekti …
fakat değişim hızlı bir süreçti akıntıya kapılacaktım birdaha ..
değişime dahil eden busefer kardeşlikti,arkadaşlıktı,samimiyetti,inançtı
ve busefer okadar inamıştımki artık tek başıma değişmeyecektim
kendimle beraber toplumuda değiştirecektim…
yine karlı havalarda ellerimi yıkayacaktım
yollarda okunulanı okuyacaktım
tetikte bekliyecektim
dertlenecektim
firar eden uykularımın ardından kendimle konuşacaktım
esmer düşlerimden zor da olsa vaz geçecektim
hayır diyecektim
heycanlancaktım…
öfkelenecektim
kesin olacaktım…
şahit olmaya hazır olacaktım……
ama her şeyden önce kardeş olacaktım
samimi olacaktım,hissedecektim,düşünecektim kardeşimi
anca böyle anlatabilirdim
ve dinleyebilirlerdi..
fakat buda kolay olmayacaktı zaman bir süreçti
ve bu süreci hızlandıran esmer gözlü düşlerim vardı..
içimizi eriten, kara kutulara sahne olan ‘ jesicca alba’ lar vardı
eti yenmez insanlığın,toz pembe ile terbiye edilmiş karakterliğin,şahsiyetsizliğin,alçaklığın,gölgesi arkadan vuranların zorluğu wardı
en yakınıma yaklaşmak için bana dostum diyen, kara gözlü sahte dostlar vardı…
paramla birlikte kaybolan akraba ilişkilerim vardı..
sahte kan bağları, yüzüme gülen, arkamdan kahpelik eden sahte maske ler vardı..
elleri ceplerine ulaşmayan, sohpetlerde gezinen
kendine teslim olmuş diyen yeri geldiğinde bangır bangır konuşan
3-5 lira için ellerimi uzattığımda bana cüzamlı muamelesi yapan
kendilerine teslim olmuş diyen
mangal ateşleri bitmeyen patlamış mısırlar vardı..
vefayı boza içerken hatırlayan
sadakat ile kerizlik arasındaki ince çizgiyi koparan insanlar vardı….
bunları görüp te nasıl nefes alabilirdim ki
nasıl değişmezdim,nasıl dertlenmezdim
nasıl uyuyabilirdim,evlenebilirdim ,doğacak oğluma sarılabilirdim
çok ama çok zor biliyorum evrim değil de devrim yapmak
düşünmekten beynim viraneydi,ama değiştirmeliydim
evvela ,elveda demeliydim pembelere,esmerlere,telafisi olmayan siyahımda
hayatı yaşanabilir kılmak için savaşmalıydım..
bir yerlerden başlamalıydım..
dediği gibi ben bu yola tek başlarım sonra bu 10 kişi olur,elbet içimizdeki samimiyeti
gören olur ve bereket verir bu topluluğa 100 kişi oluruz…..
zordu,hemde çok zordu biliyorum
ama inanıyorum!!
zor ama imkansız olmayan bu bugünümü daim kılmak için …………
sabredenleri müjdele….
muhammed goker(aWm)
hattab
KAVGAM
Ekim 5, 2008
Tarık Fidan
Beni Tutmayın
Haziran 24, 2008

|
Yağmurlu ve upuzun bir yolu düşe kalka yürümeye çalıştım. Sen benim en ince dilimde türkümü çaldın Beni tutma şantajlara boyun eğmem. Bir yavru serçe hayata bağlanır gibi ağzım açık bağlandım sana,
Yıllardır öyle daraldım öyle bunaldım ki; Beni tutma gazabım yakar ellerini, beni tutma hurdahaş olursun. Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyaya,ama sen körsün ısrarla görmüyorsun Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı. |
|
Yusuf Hayaloğlu |
KARANLIK SÖZLER
Haziran 4, 2008

Şırıngayla ruhumu
Uyuşturduğum vakit;
Siyahlara bürünmüş gözlere
Ölüm şiirleri yazdım
Ben ne kadar mahkumsam karanlığa
Benim dünyama girdiğin vakit
Acıların yol gösterdiği
Ruhun zindan edildiği
Bir kabustasın…
Şafak pek uğramaz buralara…unutma!!
Biliyorum gerçek değilim bende.
inanmak inandırmak istediğim yalanlardan biriyim..
soğuk intihar havası var dışarıda..
ruhumun iki arada kaldığı bi gece yine..
ne yapacağını bilmez ya insan,bilmek istemez hani.
.bi veda tadında bu yazdıklarım.sonsuza başlangıç yapmak istediğim,nefes alırken almama isteğini bitirme zamanı.
.son vermek bazı şeylere..belki de yaşamaya başlamak avucumdakiler.
bilmiyorum..
bilmek istemiyorum..
isteyipte yapabildiğim tek şey bilememek.
.eğer istediklerim olsaydı bu hayatta bu kelimeleri elerim titreyerek bu kağıda yazmak yerine,mutlukla,sevgiyle süslenmiş kelimeleri fısıldardım kulağına..
sen boşver beni..boşverilmesi gereken her şey gibi..
alıntı
….karanlık…
Haziran 3, 2008

Beynimi sürekli meşgul eden ,
Beni yalnızlığa iten düşünceler var sadece yanımda ..
Gidiyorum nereye gittiğimi bile bilmeden ,
Gözlerimde yaşlar ..
Karşımda çıkmaz bir sokak !
Sonu olmayan karanlık bir yer …
Aydınlık olsan da insanı karanlığa iten..
Bakıyorum etrafıma ;
Göremiyorum hiç kimseyi , hiçbir şeyi !
Bana görünen sadece karanlık
Ardıma dönüp bakamıyorum …
Bulamıyorum hiçbir yeri
Zaten benim dünüm var zehir gibi . .
Neye ne çare arıyorum ki ben ?!
Kalıyorum o köşede , çöküyorum . .
Yorgunum , çok yol aldım bu sokakta .
Ağlıyorum çaresizce . . .
Kurtaranım olur mu acaba ,
Çıkaran olur mu beni de aydınlığa ?
Hiç sanmıyorum ! . .
Beni yalnızlığa iten bu dertler, karanlığa iten kişiler
Beni neden çıkarsınlar o karanlıktan ?!!
Yalnız kalmışım , ağlıyorum . .
Bir Yigit Öldü Desinler…
Haziran 3, 2008
Bir yigit öldü desinler….
Adını hecelediğimi, derdimi sevdiğimi söylemesinler..
Bulamadan kaybettiğimi,
Bir ihanet çemberinde eridiğimi, söylemesinler..
gönlümdeki çileyi de söylemesinler..
Sadece, dudaklariında bir tebessüm vardı, desinler..
Bir yiğit öldü desinler…
şahlanırken dağlarda, sessizce ağladığımı, söylemesinler..
gözyaşarıyla gülümseyişimi,
her gülüşte hüzünlenişimi,
Sevinçlerde bile, birseyleri eksik hissedişimi, söylemesinler..
Yalnızca, gözlerinde bir parıltı vardı, desinler.
Ayaklarıma pranga vurulduğunu,
Bir arayışın içinde kaybolduğumu,
serseri bir kurşuna hedef olduğumu, söylemesinler..
Hasretlere boyun eğdiğimide söylemesinler..
Sadece, bir yiğit öldü desinler..
Dikensiz gül bulamadığımı, her sorduğuna cevap olamadığımı,
yeşermeden kuruyan ümitlerimi, sahte gülüşleri ve yalan sözleri, söylemesinler..
Dünkü dostlarımı, birer birer kaybettiğim arkadaşlarımı,
ayrı dünyalarda yaşadığımızı, gönlümdeki güneşin neden battığını,
söylemesinler..
Sadece, yanında olmayı istermiş, desinler..
Bir yiğit öldü desinler..
geçit vermeyen sevda yollarında savaştığımı,
Solgun çehrelerde, hasret kapısının anahtarını aradığımı,
ve kalbimdeki feryadı söylemesinler..
Uğraşıpda çözemediğim düğümleride söylemesinler..
Yalnızca, yağmurların artık beni ıslatmadığını söylesinler..
…
Bir yiğit öldü desinler..
aklımdaki çelişkiyi, seni hatırlatan özlemimi,
darmadağın hayallerimi ve yıkıldığımı benimseyişimi, söylemesinler..
yokluğuna alışamadığımı,
denesemde, karşına çıkamayışımı,
Bir inadın peşinden sürüklenişimi ve unutamayışımı, söylemesinler..
yalnızca, gözyaşlarıyla süslediğin yalanlara inanmamiş, desinler..
Denizdeki maviyi, hülyalarimdaki pembeyi ve daha bir çok rengi..
Sevemedigimi, hissedemiyisimi ve bir daha asla göremeyeceğimi, söylemesinler..
korktuğumu bağlanmaktan,
bu acıları bir daha yaşamaktan,
ve zorluğunu tükenmiş ufukları tekrar filizlendirmenin.
Bir yiğit öldü desinler..
sessiz, gürültüsüz ama çalkantılar içinde,,
kurşun yarasından çok sevğimin yarası bedenimde..
yinede, seni üzecek bir şey bile, söylemesinler..
Sadece, sana söyleyecek birşeyi kalmamış desinler..
ahmet arslan