Beni Tutmayın

Haziran 24, 2008

Yağmurlu ve upuzun bir yolu düşe kalka yürümeye çalıştım.
Ve inanılamayacak kadar duygusal bir geçmişimiz oldu seninle.
Üstelik biz bunu bir ömür boyu sürüp gider sanmıştık.
Beni tutma öyle sahnelere gelemem, beni tutma çok kötü yanılırsın.
Yıllardır öyle biriktim, öyle gerildim ki,topyekün boşalır toz olur dağılırsın.

Sen benim en ince dilimde türkümü çaldın
Sen benim en ücra duygularımı talan ederek beslendin
Her şeyin merkezi sendin ve her şey senin etrafında dönerdi.
Bar köşelerinde tükenip kaldırımlarda ararken kendimi, Gelip sana sığınırdım.,umutlarım bir kez daha sönerdi.

Beni tutma şantajlara boyun eğmem.
Beni tutma hırsımdan çatlarım.
Yıllardır öyle sabrettim öyle doldum ki,
Şimdi yanardağlar gibi birden patlarım.

Bir yavru serçe hayata bağlanır gibi ağzım açık bağlandım sana,
Bir topal karınca yuvasına yaklaşır gibi, titredim ve heyecanlandım,
Bu akşam çekip gitme adına bütün ömrümü ve seni sildim.
Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda zavallı bir figürandın sadece, anlatamam
Kumlara yazılmış sözcükler kadar kısacıktı ümidim.
Ve anladım ki bir takım şeyleri ben ilk dalgada yitirmişim.


Beni tutma ben senin dizlerine çökemem
Beni tutma ellerinde kalırım, kırılırım

Yıllardır öyle daraldım öyle bunaldım ki;
Şimdi bir saniye bile oyalarsan çıldırırım.
SEN, kalbimi emanet edecek kadar güvendiğim, dost bildiğim.
SEN, bir lokmayı bile hazmedemeyip birlikte yediğim.
Yatalak olsan altına yapsan bile iğrenmeden, alırdım dediğim
Bu nasıl insanlıkmış, bu nasıl arkadaşlıkmış, bu nasıl vefaymış
Bu nasıl acıymış ulan bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa

Beni tutma gazabım yakar ellerini, beni tutma hurdahaş olursun.
Yıllardır öyle kırıldım, öyle küstüm ki,bir ah ederim kaskatı kesilir taş olursun.

Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyaya,ama sen körsün ısrarla görmüyorsun
Ben şimdi beynine sokuyorum hayatı, bir türlü algılamak istemiyorsun.
Hala o aptal köşende oturup, beni öngörülerinle yargılamak ne kolaymış.
Peki! gördüklerimi gördün, yaşadıklarımı yaşadın mı SEN!
Peki devrik heykellerin önünde düşsüz yanılgıları o yüce gururlarıyla,
Yoksul fakat dürüst bir mızrak gibi dimdik duranların acısını yaşadın mı SEN!
Beni tutma gömleğim kan içinde, beni tutma darmadağın olursun
Yıllardır öyle çok yedim öyle çok doydum ki
Şimdi bir tükürürüm kaskatı olur rezil olursun

Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler,
Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler
Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar.
Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar
Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler
Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ibneler

Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı
Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki
Ulan bir şarjöre diz çöktürürüm ALAYINIZI! …….

 

Yusuf Hayaloğlu

KARANLIK SÖZLER

Haziran 4, 2008

Şırıngayla ruhumu
Uyuşturduğum vakit;
Siyahlara bürünmüş gözlere
Ölüm şiirleri yazdım
Ben ne kadar mahkumsam karanlığa
Benim dünyama girdiğin vakit
Acıların yol gösterdiği
Ruhun zindan edildiği
Bir kabustasın…
Şafak pek uğramaz buralara…unutma!!

Biliyorum gerçek değilim bende.

inanmak inandırmak istediğim yalanlardan biriyim..

soğuk intihar havası var dışarıda..

ruhumun iki arada kaldığı bi gece yine..

ne yapacağını bilmez ya insan,bilmek istemez hani.

.bi veda tadında bu yazdıklarım.sonsuza başlangıç yapmak istediğim,nefes alırken almama isteğini bitirme zamanı.

.son vermek bazı şeylere..belki de yaşamaya başlamak avucumdakiler.

bilmiyorum..

bilmek istemiyorum..

isteyipte yapabildiğim tek şey bilememek.

.eğer istediklerim olsaydı bu hayatta bu kelimeleri elerim titreyerek bu kağıda yazmak yerine,mutlukla,sevgiyle süslenmiş kelimeleri fısıldardım kulağına..

sen boşver beni..boşverilmesi gereken her şey gibi..

alıntı

….karanlık…

Haziran 3, 2008

kalmışım yine ,
Beynimi sürekli meşgul eden ,
Beni yalnızlığa iten düşünceler var sadece yanımda ..
Gidiyorum nereye gittiğimi bile bilmeden ,
Gözlerimde yaşlar ..
Karşımda çıkmaz bir sokak !
Sonu olmayan karanlık bir yer …
Aydınlık olsan da insanı karanlığa iten..
Bakıyorum etrafıma ;
Göremiyorum hiç kimseyi , hiçbir şeyi !
Bana görünen sadece karanlık
Ardıma dönüp bakamıyorum …
Bulamıyorum hiçbir yeri
Zaten benim dünüm var zehir gibi . .
Neye ne çare arıyorum ki ben ?!
Kalıyorum o köşede , çöküyorum . .
Yorgunum , çok yol aldım bu sokakta .
Ağlıyorum çaresizce . . .
Kurtaranım olur mu acaba ,
Çıkaran olur mu beni de aydınlığa ?
Hiç sanmıyorum ! . .
Beni yalnızlığa iten bu dertler, karanlığa iten kişiler
Beni neden çıkarsınlar o karanlıktan ?!!
Yalnız kalmışım , ağlıyorum . .
ahmet kayanın tarzıyla;biri duwarlarımı yıktı,camları kırdı,hayallerimi çaldı,milyonkere çoğaltıp hüzünleri bırakıp gitti odama..olmasaydı…olmasaydı……….

Bir yigit öldü desinler….
Adını hecelediğimi, derdimi sevdiğimi söylemesinler..
Bulamadan kaybettiğimi,
Bir ihanet çemberinde eridiğimi, söylemesinler..
gönlümdeki çileyi de söylemesinler..
Sadece, dudaklariında bir tebessüm vardı, desinler..

 

Bir yiğit öldü desinler…
şahlanırken dağlarda, sessizce ağladığımı, söylemesinler..
gözyaşarıyla gülümseyişimi,
her gülüşte hüzünlenişimi,
Sevinçlerde bile, birseyleri eksik hissedişimi, söylemesinler..
Yalnızca, gözlerinde bir parıltı vardı, desinler.
Ayaklarıma pranga vurulduğunu,
Bir arayışın içinde kaybolduğumu,
serseri bir kurşuna hedef olduğumu, söylemesinler..
Hasretlere boyun eğdiğimide söylemesinler..
Sadece, bir yiğit öldü desinler..

Dikensiz gül bulamadığımı, her sorduğuna cevap olamadığımı,
yeşermeden kuruyan ümitlerimi, sahte gülüşleri ve yalan sözleri, söylemesinler..
Dünkü dostlarımı, birer birer kaybettiğim arkadaşlarımı,
ayrı dünyalarda yaşadığımızı, gönlümdeki güneşin neden battığını,
söylemesinler..
Sadece, yanında olmayı istermiş, desinler..

Bir yiğit öldü desinler..
geçit vermeyen sevda yollarında savaştığımı,
Solgun çehrelerde, hasret kapısının anahtarını aradığımı,
ve kalbimdeki feryadı söylemesinler..
Uğraşıpda çözemediğim düğümleride söylemesinler..
Yalnızca, yağmurların artık beni ıslatmadığını söylesinler..

Bir yiğit öldü desinler..
aklımdaki çelişkiyi, seni hatırlatan özlemimi,
darmadağın hayallerimi ve yıkıldığımı benimseyişimi, söylemesinler..
yokluğuna alışamadığımı,
denesemde, karşına çıkamayışımı,
Bir inadın  peşinden sürüklenişimi ve unutamayışımı, söylemesinler..
yalnızca, gözyaşlarıyla süslediğin yalanlara inanmamiş, desinler..

Denizdeki maviyi, hülyalarimdaki pembeyi ve daha bir çok rengi..
Sevemedigimi, hissedemiyisimi ve bir daha asla göremeyeceğimi, söylemesinler..
korktuğumu bağlanmaktan,
bu acıları bir daha yaşamaktan,
ve zorluğunu tükenmiş ufukları tekrar filizlendirmenin.

Bir yiğit öldü desinler..
sessiz, gürültüsüz ama çalkantılar içinde,,
kurşun yarasından çok sevğimin yarası bedenimde..
yinede, seni üzecek bir şey bile, söylemesinler..
Sadece, sana söyleyecek birşeyi kalmamış desinler..

ahmet arslan